Evet merhaba. Ufak bir yazı olacak biraz eleştiri niteliğinde. 21 Mayıs akşamı Zorlu Center’da Lord of the Rings: Movies at Concert izleme fırsatım oldu.

Öncelikle mekan hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum, En arka da en ucuz bilet bile bile çok rahat sahne görülebiliyor, bu nedenle beni çok mutlu eden bir yapıya sahip mekan.

Konsept olarak arka planda film, önde ise orkestra film müziklerini çalıyor. Tanıtım yazısı ise şu şekilde.

Peter Jackson’ın gişe rekorlarını altüst eden klasik J.R.R. Tolkien üçlemesinin beyaz perde uyarlamalarının ikinci perdesi, dev ekranın önündeki görkemli bir koro ve orkestra eşliğinde unutulmayacak türden bir deneyime dönüşüyor. Film serisinin başarısında büyük pay sahibi olan Howard Shore’un Akademi ödüllü müzikleri, orkestra ve koro tarafından icra edilirken dev ekrandan yansıtılan film sahneleri eşliğinde kendinizi Orta Dünya’da hissedeceksiniz.

J.R.R. Tolkien’in oluşturduğu Quenya, Sindarin, Khuzdul, Adûnaic ve Kara Lisan dilleri kullanılarak yazılmış besteler, Frodo ve arkadaşlarının yaşadığı destansı maceranın her adımında, oyuncular haricinde başrole yerleşen diğer etkenlerden biriydi. Howard Shore’un bu bestelerinin, dev bir koro tarafından J.R.R. Tolkien’in yarattığı dillerde seslendirileceği, senfoni orkestrasının görkemli icrasıyla daha da renklenecek konser, filmleri izlerken yaşadığınız hisleri tekrar ortaya çıkaracak. Bu sırada ise; The Two Towers’tan sahneler, dev ekrandan akıyor olacak.

Kariyeri borunca 2 Akademi, 3 Altın Küre ve 4 Grammy ödülü kazanan; Peter Jackson’la başarılı iş birliğinin haricinde, David Cronenberg ve Martin Scorsese gibi yönetmenlerle çalışıp A Dangerous Method, Eastern Promises, Hugo, The Departed, The Aviator, Gangs of New York, Ed Wood, The Silence of the Lambs ve Philadelphia gibi filmlerin müziklerine imza atan Howard Shore’un ustalık eserlerinden birine 20-21 Mayıs 2017’de Zorlu PSM sahnesinde tanıklık edeceksiniz!

Burada bize bu konseri yaşatanlar ise:

Orkestra Şefi: David Reitz

Solist: Kaitlyn Lusk

Orkestra: Sinema Senfoni Orkestrası

Koro: Sinema Senfoni Korosu, Sinema Senfoni Çocuk Korosu.

Burada bizim Türk korosu ve orkestrasının önünde gerçekten saygıyla eğiliyorum çok muhteşem bir iş çıkartmışlar. Müzikalite açısından eleştiri 2 noktada yapacağım. Birincisi orijinal müziklerde olmayan bazı kısımların eklenmesi biraz konsantrasyon dağılmasına neden oluyor. Arada araya Türk ezgileri giriyor hissi oluyor. Ksilofon kullanımı bu nedenle bence çok yanlış bir tercihti. İkincisi ise çocuk korusundan çıkan tombik çocuk. Eminim yetenekli ve ileride umarım güzel yerlere gelir fakat, çalışmalar yapılırken ne kadar iyi ise bu çocuk, maalesef sahnede heyecanına yenik düştü. Bu olabilir tabi, olmaz demiyorum yani yaşı düşünüldüğü zaman çok da normal çocuğa lafım yok ama oraya çıkaranların bunu düşünmesi gerekiyordu. Çocuğu spot ışığı altına koymadan yapılabilirdi belki bu veya başka daha heyecanını kontrol edebilen bir çocuk olabilirdi.

Konsept ile ilgili eleştirim ise, orkestra arada çok kayboluyor maalesef. Arkada herkes filme dalmışken, arada aşağıya bakmak insanın aklına bile gelmiyor bazen. Bu nedenle keşke film ve kitaplardan konsept çalışmalar dönseydi arkada, görülecek çok bir şey olmadan müziğe odaklanabilseydik keşke. Çünkü gerçekten çok iyi müzisyenler ile güzel bir konser izliyorsunuz ve arkada film müziği gibi, sanki orda olmasalar da olurmuş hissi özellikle orada ki sanatçılara ayıp oluyor. Bu kadar çalışma emek ve sonrasında bir beyaz perdenin altında gölgeye düşmeleri hoş değil.

Bunların hepsi tamam, konsept böyle olabilir, çocuk heyecanlandı, olabilir, müziğe kendi yorumunu katarlar, olabilir. Ama konserin can alıcı bir noktası var. Bu açık hava konseri değil, rock grubu konseri değil, ışıklar altında dinlenilen bir konser değil. Aynen sinemada ki gibi bütün ışıklar kapatılmış. Bunun bir amacı var, sadece sahne aydınlatılıyor, bütün ışıklar kapalı. Bu ne demek, bu ortama saygı demek. Fakat bazı bunu anlamaz şapşallar, instagram’ına, snapchat’ine koyup hava atma derdinde olup her dakika bir yerlerden telefon ışığı parlattı. Ayıp gerçekten ayıp, otur adam gibi müziğini dinle. Konser başlamadan resim çek, konser bitince orkestrayı çek videoya al istiyorsan ama, orada bütün ışıklar kapalı iken, sahnede onca kişi bir emek verirken ve o emeği görmek için hiç azımsanamayacak bir para vermemiş olan insanlara karşı çok büyük bir ayıp bu yapılan. Bu kısmı yazıyorum, belki okuyan olur, belki neler hissedildiğini anlatabilirim, bu nedenle yazıyorum. Bu ayıbı yapmayalım lütfen herkesten rica ediyorum. Ben telefonum cebimde ve sessizde, orada bile bir an sessizde olduğu için sadece titredi, onda bile rahatsız oldum acaba yanımdaki rahatsız oldu mu diye. Bu nedenle lütfen herkes duyarlı olsun.

İçimi döktüğüme göre, sonuç olarak üçüncü filme de kesinlikle giderim ve umarım ileride diğer eserlerin müziklerini de bu güzellikte dinleme fırsatı yakalarız ama bundan sonra olacak konseptler umarım ki müziği kulaklarımıza daha iyi işleyebilecek, ruhumuza dokunabilecek ve orkestranın önemini ve saygısını ön planda tutan konseptler olur.

O zaman beşinci günün şafağında diğer yazılarımı bekleyiniz.