30 Eylül tarihinde yani yazıyı yazdığım bugün, Hollandalı syphonic death metal efsanesi Epica yeni albümü The Holographic Principle albümünü yayınladı.

Albüm çok hoşuma gitti ama bir Quantum Enigma tadını da veremedi bence. Quantum Enigma’da bence en üst seviyeye çıkmıştı müzikal anlamda Epica ve bu albümde ona yakın ama daha çok bir Xandria albümü dinlemişim havası oldu özellikle orkestra kısımlarında ve Simone’un yeni tarzını pek benimseyemedim. sanki sürekli burnundan şarkı söylüyormuş bir havası oldu bende. Bir nedeni de özellikle bu tarz söylemeyi Uniersal Death Squad şarkısında hissettiriyor ve bu şarkıyı albümün ilk tanıtım şarkısı olarak kullanınca ister istemez bütün şarkılarda o hissiyat kalıyor.

Albüm normalde 12 şarkı, bonus CD ile beraber 17 şarkı. Spotify ve Apple Music’ta 17 şarkılık versiyonları bulunuyor, tabi çok üzüldük fazladan Epica şarkısı olmasına ama yapacak bir şey yok dinleyelim bari 🙂

Epica’dan Mark Jansen ve Simone Simons’un kendi anlatımları ve kendi fikirlerimi karıştırıp albümü tanıtmaya çalışacağım.

Albümdeki neredeyse 12 şarkı da Holographic Principle ile ilgili. Yani, bilim adamlarının da araştırmaları ile olabileceğini düşündüğü, hayatın aslında bir bilgisayar tarafından oluşturulmuş hologram olduğu ve bu hipotezden yola çıkarak bizlerin bir hologram içinda yaşıyor olmamız teorisi üzerine kurulu bir albüm.

Burada son zamanda hem Epica hem Nightwish, bilime dayalı albümler yapıyor olmaları beni mutlu eden yanlardan.

The Holographic Principle

  • Eidola. Yunanca hayalet veya suret anlamında. İngilizce’deki “idol” kelimeside buradan gelmekte. Buradaki fikir ölümden sonra geriye sadece bedenin kalması. Şarkıyı yazan Mark ama sonrasında senfoni ve diğer elemanları ekleyen Coen. Mark Jansen bu şarkıyı, “vahi bir roller coaster sürüşü” olarak tanımlıyor. Bence de her Epica albümünde olduğu gibi güzel bir açılış olmuş.
  • Edge Of The Blade. Albümün ikinci tanıtım şarkısı. Şarkıyı yazan gitarist Isaac ama şarkı sözleri Simone’a ait. Simone şarkıyı tarif ederken “Şarkı kendini kabullenme ve hayatta önemsiz şeylere fazla konsantre olmamayı anlatıyor. Çoğu kişi görünüşüne takmış durumda ama önemli olan bir kişinin iyi bir kalbi varsa bu her zaman ön plandadır. Zaten hiç kimse mükemmel olamaz. Bu şarkı, Edge of the Blade, buzdağının görünen yüzü’nü söylemenin başka bir çeşidi. Önemsiz şeylerde kapanıp kalmak gerçekten çok tehlikeli.” diyor. Çok klasik bir Epica şarkısı, Quantum Enigma, The Second Stone’u andırıyor, 2. nakarat sonrası Mark’ın gruntlarının girmesi ile. Albümün açılış sonrası ilk şarkısı, güçlü bir biçimde giriş yapıyor.
  • A Phantasmic Parade. Şarkı baterist Ariën tarafından yazılıyor. Mark, bateristin şarkı yazmasının değişik bir bakış açısı kattığını düşünüyor ama tabiki bazen gitaristlerin çalamayacağı şeylerde istiyor. Şarkı konsepti Matrix ve Inception filmlerinden gelmekte. Rüyalarınızı manipüle ederek yeni gerçeklikler yaratmanız üzerine. Şarkı ile ilgili görüşüm, belkide albümdeki en iyi ikinci şarkı olabilir. Ön sipariş verenlere şarkıyı önceden dinleme fırsatı sunmuşlardı.
  • Universal Death Squad. Albümün ilk tanıtım şarkısı. Yukarıda belirttiğim gibi özellikle bu şarkıda Simone’un söyleme tarzını ben çok itici buldum diğer albümlere ve bu albümün geneline göre. Farklı bir tarz denemek istemiş ama daha yumuşak tonda yapmalıydı bence. Çok zorlama oluyormuş hissi yarattı bence. Şarkı ile ilgili diğer eleştirim ise, bence kesinlikle albümün tanıtım şarkısı olmamalıydı. Tabiki benim görüşüm bu, dinledikçe şarkı gerçekten güzelleşiyor ama yinede o akıcı Epica havasını yakalayamadım bu şarkıda. Mark’ın şarkıyı anlatması “Şarkının sözleri öldürmeye karar veren robotlar ile alakalı; savaşta dövüşmeye programlanmışlar, kimsenin bir düğmeye basmaya gereği olmadan. Bilim kurgu filmlerinde bu zamana kadar çok işlendi ama artık gerçek. Bir robota yapay zeka ve duygu yüklediğinizde bir insandan ne farkı kalıyor? Belkide hepimiz aslında birer robotuz. Her şey mümkün!” şeklinde. Robotlarle ilgili bir şarkıda klavye durmaları mantıken hoş ama müziğe gitmemiş bence, Isaac soloda, Mark gruntlarda gayet iyi iş çıkartmış ama.
  • Divide And Conquer. Kesinlikle söyleyebileceğim şey, bence albümün en iyi şarkısı. Şarkı konsept olarak albüm ile alakalı değil ama sonunda çok güçlü bir parça olduğundan Epica parçayı çıkartamamış. Şarkı aslında orta doğuda olanlar ile ilgili. Mark “Medya bize sadece hikayenin bir tarafını veriyor ama derine kazdıkça, doğal kaynaklar, petrol, dini etkileyen doğruluk katmanlarını buluyorsunuz. Medya bu bölgelere demokrasi götürüyoruz diyor ama belkide halk bunun öncesi çok daha mutluydu. Batının sunduğu sadece yıkım. Batı fethederken, başkalarını dövüştürürken büyük firmalar para kazanıyor.” şeklinde şarkıyı anlatıyor. Şarkı girişi Mark ve Simone beraber atışma şeklinde gidiyor diyebilirim ve riffler inanılmaz güzel, Isaac lead gitarda çok iyi iş çıkartmış, ara bölümdeki ses kayıtları ve senfoni, sizi içine alıyor. Albümün belkide en sert şarkısı.
  • Beyond The Matrix. Şarkı ismi öyle olsa da, film ile alakası yok şarkının. Simone’a göre, konserlerde dinleyici ile beraber hep bir ağızdan söylenecek bir şarkı. Koro’nun ağır bir biçimde kullanıldığı bir şarkı. Basit ve ağza yapışabilen bir havası var ama orta kısımda mark ve Isaac kombinasyonu, tamamen çılgınca ve bir anda şarkıyı başka bir boyuta taşıyor. Mark şarkıyı anlatırken “Kendini bir kutu içerisinde görmek ile alakalı. Kapan içerisinde ike, çevrende olup bitenleri görmek zordur, bu nedenle kendini dışarı atmalısın.” kelimelerini kullanıyor. Olur mu yoksa olmaz mı zaman gösterecek ama bir Manowar’ın kahramanlık şarkılarını söylerken ki hava olabilir konserlerde.
  • Once Upon A Nightmare. Symphonic metal tarzı gruplarda her albüm genelde bir adet olan ballad (şiirsel öykü) tarzında bir şarkı. Simone önceki albümlerde de bu tarz yavaş, piyano ve senfoni eşliğinde şarkılar seslendirmişti. Yine Simone’un ses kuvvetini ve kalitesini gösteren bir şarkı olmuş. Tam bir ballad sayılmaz şarkı. Arkada keman, piyano eşliğinde akustik gitarla, Simone’un operatik girişi ballad’a uysa da, sonrasında giren ağır riffler ve koro, sonrasında da hafif klasik Epica havası ballad’dan uzaklaştırıyor ama bu da şarkıda mükemmel bir giriş gelişme, ve sonuç oluşturuyor. Simone şarkıyı “Büyük bir klasik peri masalları hayranıyımdır  ve şarkı sözleri çocukların ruhunu çalan Alder King veya Erlking, Alman masalından geliyor. Çoğu zaman özellikle de, dolapta canavarlar gördüğünü söylediğinde, çocukları aileleri ciddiye almaz buda masallarda karanlık bir kandırmacadır.  Mutlu sonu olmayan bir hayatın sembolü ve masumiyetimizin doğar doğmaz elimizden alınması ile ilgili.” şeklinde anlatıyor. Gerçekten bayıldım şarkıya, eski tarz bir Epica olsa sonrasında hızlandırıp mark gruntlar ile girer (Cry for the Moon) ama burada çok tatlı yavaş giderken bir anda giren riffler ve güçlü, ayağı yere basan bir devam etme, şarkıyı doruk noktasına çıkartmış. Eğer girişi gibi şarkı bitseydi, bu etkiyi yaratamazdı bence eğer sadece ballad olsaydı.

  •  The Cosmic Algorithm. Şarkı, bana Xandria’yı en çok andıran şarkı oldu. ağır bir koro ile giren Simone’u, ağır riffler ve koro takip ediyor. Mark’ın yazmaktan en gurur duyduğu şarkı buymuş albümde. Mark açıklamasında “Şarkı hologram altında ki birisi ile ilgili. Makineler sayılar ve kodlar ile çalışır, ve bu aynı benzer algoritmaları doğada da bulabilirsiniz, yani bildiğimiz bütün evren, matematik hesapları üzerine kurulu. Her şeyin altında algoritmalatı gördükçe sormaya başlıyorsunuz: neden buradayız? Bütün bunların anlamı nedir? Ve bu sorular, şarkı sözlerinde geçmekte. İnsanlar her zaman hayatın anlamını araştırıyor ama cevap her zaman aynı: sevgi, aile, arkadaşlar ve birbirine yarım etme.” kelimelerini kaydediyor. Şarkı sözleri güzel ama beni çok etkileyebilen bir şarkı olmadı açıkçası, canlı söyleyeceklerini pek sanmam. Hızlı tempo girip temposu düşüyor, aynı tempoyu korumuyor şarkı bu da dinlerken şarkıdan koparttı beni açıkçası.
  • Ascension – Dream State Armageddon. Şarkı her şeyin birer yansıma, bir hologram olduğunu farketmek ile ilgili, ama burada yatan bir tehlikede bulunmakta. Eğer evrenin gizemini çözecek anahtar bulunursa her şey atlayacak. Burada ki mesaj, her şeyi bilmememiz gerekmiyor. Bir bilgisayar oyunu gibi, nasıl biteceğini öğrendikten sonra oynamanın bir anlamı kalmaz çünkü nasıl kazanacağını bilirsin. Albümün 8 ve 9. şarkıları birbirine hem konsept hem tarz olarak benzemekte. Yine yavaş tempo gidip, altta hafif bir ağır riff ile, Epica coşkusu olmayan ve o coşkuda Mark’ın gruntları sönük kalan bir şarkı olmuş. Nakaratları güzel, ağzımıza yapışması muhtemel bir yapıda, şarkı bütünü çok iyi olmasa da bitirişi güzel yapıyor.
  • Dancing In A Hurricane. Bu şarkı da, konsept dışı bir şarkı. Orta doğu ezgileri ile başlıyor. Şarkı ismi James Bond filmi Spectre’den geliyor, şarkı sözleri ise mevcut mülteci krizi ile alakalı. Şarkıyı Simone’un anlatımı “Çocukların, çocukluklarının eğlencesini güvenli olmayan bir ortamda çıkartmaya çalışmalarının fikri; kelimenin tam anlamı ile kasırganın ortasında dans ediyorlar ve bu çok üzücü. Bir anne olarak, çocukların dünyada güven içinde olamamalarından ile tedirgin oluyorum. Burada çocuklarımız besleniyor ve başını koyabileceği bir çatısı var ve bence biz belkide bunu hiçe sayıyoruz.” şeklinde. Sonunda, beni geri Epica’ya döndüren şarkı. Olay orta doğu ezgisi değil ama şarkının aralarına katılmış melodiler inanılmaz, şarkının enerjisi, arada Mark’ın geçişi muhteşem, gerçekten bayıldım ve albümde hafifleyen Epica tonundan sonra çok iyi geldi açıkçası. Ayrıca Epica’nın dünya sorunlarına seyirci kalmayıp, en azından yapabilecekleri şekilde, müzikle destek olmaları güzel. Diğer rock gruplarının her albümde sadece fantastik hikayeler veya kızlar, sex, uyuşturucu temalarından sa, hem bilimi hem dünya gündemini önemseyen albümler dinlemek beni mutlu ediyor.

  • Tear Down Your Walls. Yine albüm konsepti dışında bir şarkı. Şarkı herkesin etrafında bir duvar olması ve bu duvarı yıkmadığımız taktirde gelişemeyeceğimiz ile alakalı. Şarkıyı albümün en sert şarkısı olarak tanımlıyorlar ama bence albümün ikinci en sert şarkısı Divide And Conquer sonrası. Mark’ın şarkıyı açıklaması “Şarkı karga sesleri ile başlıyor ve bu şarkının sözleri için de oldukça önemli. Şamanizm de kargalar kutsal yasanın koruyucularıdır ve onların gözünden hiç bir şey kaçmaz. Karga üzerine meditasyon yaptığımızda, kendi tek boyutlu düşünce ve yasa sınırlarımızın ötesinde bir bilgelik ile donatılırız. Hem kendimize hemde gerçekliğin boyutlarına takdir öğrenmeli, ve kendi sezgi ve kendi bütünlüğümüze güvenmeyi öğrenmeliyiz.”. Evet şarkı sert ve hızlı bir tempoda başlıyor, sözler Mark’ın gruntları ile geliyor, sonrasında koro ve Simone devamını, konserlerde beraber söylenebilecek bir tonda devam ettiriyor. Belki yeni bir Obsessive Devotion olabilir.
  • The Holographic Principle – A Profound Understanding Of Reality. Yani, Holografik İlkesi – Gerçekliğin Derin Anlayışı. Son şarkı ve mark gruntları ile birleşmesi nedeni ile bana Consign to Oblivion şarkısını hatırlattı ama ondan çok daha hızlı ve koro ile birleşmiş hali. Şarkının güzelliğini anlamanız için defalarca ve defalarca dinlemeniz gerekmiyor, ilk seferde sizi vurmayı başarıyor. Bu şarkıda belki konserlerde final şarkısı olarak Consign to Oblivion yerini alabilecek bir potansiyele sahip. Mark’ın şarkıyı açıklaması “Gerçekten de, bütün konseptin özeti. Eğer bizim holografik ilke teorimiz doğru ise, hem korkunç hemde heyecan verici olur çünkü bütün dünyayı değiştirebilir. Bu albüme başladığımızdan beri, kendi algılarım ile çatışmaya da başladım ve bende buna inanmaya başladım” şeklinde.

Bundan sonra, bonus şarkılar kısmında 5 adet şarkı bulunmakta, hepsi akustik. Bu kısmı belgesellerinde de anlatmışlardı. Albüm tamamlandıktan sonra, eğlenmek amacı ile daha rahat bir kafa ile eğlenmek için yaptığımız şarkılar olarak tanımlıyorlar. Konserlerde pek duyacağımızı sanmam ama pek çok cover’ı yapılıp, videolarını göreceğimizden eminim.

  • Beyond the Good, The Bad and the Ugly. Beyond the Matrix Akustik versiyonu.
  • Dancing in a Gypsy Camp. Dancing in a Hurricane akustik hali. Dinlerken inanılmaz keyif aldım bu şarkıyı. Latin, havası olan bir akustik parça. Eğlenmek için, arkadaşlara önermek için, beraber söylemek için çok eğlenceli ve güzel bir şarkı.
  • Immortal Melancholy. Immortal Melancholy şarkısının akustik hali ama şarkının kendisi nerede,onu diğer bonus setlerde sunacak heralde Nuclear Blast. Adı üstünde daha melankolik bir şarkı. Yine Simone’un potansiyelini ortaya koyan bir şarkı. Betimleme yapacak olursam, gece biz şezlonga veya dışarıda çimlere, bir ağaç gövdesine yaslanmışken, kulaklıkta çalmasının hoş geleceği bir şarkı.
  • The Funky Algorithm. The Cosmic Algorithm akustik versiyonu. Gayet eğlenceli bir hava vermiş şarkıya.
  • Universal Love Squad. Unversal Death Squad akustik versiyonu.

Albüm bence 11/12 alacak (8 ve 9. şarkılara yarım puan verirsem) bir albüm yani 9,2/10 verebilirim albüme. Akustiklerin hepsi ayrı güzel, albüm puanlamasına dahil etmedim ama. Dinlemek isterseniz yazı başında hem spotify listesi, hemde Apple Music linki bulunuyor. Albüm’ün üç parça belgeseline, İngilizce olarak aşağıdan ulaşabilirsiniz.